Terapiye Ne Zaman Başlanmalı? Uzman Klinik Psikolog Esra Sayın Yanıtlıyor

Terapiye ne zaman gidilmeli? "Kendi kendime halledebilir miyim?" sorusunun yanıtı ve profesyonel destek almanız gerektiğini gösteren işaretler.

Terapiye ne zaman gidilmeli? "Kendi kendime halledebilir miyim?" sorusunun yanıtı ve profesyonel destek almanız gerektiğini gösteren işaretler.
Bu yazıda neler var?
İstanbul Psikolog Esra Sayın'ın hazırladığı makaleye bir bakışta göz atın.

Dişiniz ağrıdığında, ağrının dayanılmaz hale gelip tüm yüzünüze yayılmasını mı beklersiniz, yoksa ilk sızlamada diş hekiminden randevu mu alırsınız? Muhtemelen ikincisi. Peki, söz konusu ruh sağlığımız olduğunda neden “dayanabildiğim kadar dayanayım” stratejisini izliyoruz?

Toplumumuzda yaygın olan “Ben deli miyim, neden psikoloğa gideyim?” algısı kırılmaya başlasa da, hala pek çok kişi psikolojik desteği bir “son çare” veya “imdat çekici” olarak görüyor. Oysa psikoterapi, sadece kriz anlarında başvurulan bir acil servis hizmeti değil; aynı zamanda kişinin yaşam kalitesini koruyan önleyici bir sağlık hizmetidir.

Ben Uzman Klinik Psikolog Esra Sayın. Beyoğlu’ndaki ofisime gelen danışanlarımın çoğu, ilk seansta şu cümleyi kurar: “Keşke daha önce gelseydim.” Bu yazıda, o “keşke”yi dememek için, terapiye başlama zamanının geldiğini gösteren sinyalleri ve neden beklememeniz gerektiğini anlatacağım.

1. “Eskisi Gibi Değilim” Hissi (İşlevsellik Kaybı)

Terapiye başlama zamanının geldiğini gösteren en somut kanıt, günlük işlevselliğinizin bozulmasıdır. Eğer;

  • İşinize odaklanmakta, sabahları yataktan kalkıp hazırlanmakta zorlanıyorsanız,
  • Eskiden keyif aldığınız hobiler, arkadaş buluşmaları veya aktiviteler artık size birer “yük” gibi geliyorsa,
  • Kişisel bakımınızı (duş almak, yemek yemek, giyinmek) aksatmaya başladıysanız, ruhsallığınız alarm veriyor demektir. “Canım istemiyor” diyerek geçiştirilen bu durum, aslında depresyonun veya tükenmişliğin ayak sesleri olabilir.

2. Duygularınızı Yönetmekte Zorlanıyorsanız

Her insan öfkelenir, üzülür veya kaygılanır. Ancak bu duyguların şiddeti ve süresi önemlidir.

  • Ufacık bir aksilikte öfke patlamaları yaşıyor ve sonrasında pişman oluyor musunuz?
  • Durup dururken gözleriniz doluyor ve ağlama krizlerine giriyor musunuz?
  • Zihninizdeki kaygı bulutları yüzünden “nefes alamıyor” gibi hissediyor musunuz?

Duygularınızın direksiyonu artık sizin elinizde değilse ve duygu durumunuz bir lunapark treni (roller coaster) gibi inişli çıkışlıysa, profesyonel bir “düzenleyiciye” (regülasyon desteğine) ihtiyacınız var demektir.

3. Uyku ve İştah Düzeninde Keskin Değişimler

Psikolojik sorunlar, kendini önce bedende gösterir. Beden asla yalan söylemez.

  • Uyku: Geceleri saatlerce tavana bakmak, sık sık uyanmak veya tam tersi; günde 12 saat uyumak ama yine de yorgun uyanmak.
  • İştah: Stres anında buzdolabına saldırmak (duygusal yeme) veya iştahın tamamen kesilmesi ve hızlı kilo kaybı.

Bu belirtiler, sinir sisteminizin “tehlike altındayım” mesajıdır ve biyolojik saatiniz bozulmuşsa, terapi süreci bu ritmi yeniden kurmanıza yardımcı olur.

4. Geçmişin Gölgeleri Bugünü Karartıyorsa (Travma)

Bazen, yıllar önce yaşanmış bir olay (bir kayıp, kaza, taciz veya çocukluk çağı ihmalleri) bugün hala canınızı yakıyorsa, zaman her şeyin ilacı olmamış demektir. Eğer zihniniz sürekli geçmişteki o ana gidiyorsa, rüyalarınızda o olayları görüyorsanız veya benzer durumlardan aşırı kaçınma davranışı gösteriyorsanız, travmatik anılarınız “işlenmemiş” demektir. Beyoğlu’ndaki kliniğimde uyguladığım EMDR gibi yöntemlerle, geçmişin yükünü bugünden kaldırmak mümkündür.

5. İlişkilerinizde Aynı Döngüyü Yaşıyorsanız

“Neden hep beni üzen insanları buluyorum?” “İlişkilerim neden hep aynı şekilde bitiyor?” Eğer partnerler değişiyor ama sorunlar ve sonuç hep aynı kalıyorsa, sorun “onlarda” değil, sizin bilinçdışı seçimlerinizde (şemalarınızda) olabilir. Kendi paternlerinizi (örüntülerinizi) fark etmek ve bu kısır döngüyü kırmak için terapiye başlamak en doğru adımdır.

6. Destek Sisteminizin Yetmediği Anlar

Arkadaşlarımız ve ailemiz bizim en büyük destekçilerimizdir. Ancak bazen sevdiklerimize her şeyi anlatamayız. Bizi yargılamalarından, üzülmelerinden korkarız veya onlar bizi objektif dinleyemeyecek kadar konunun içindedirler. Tarafsız, sizi yargılamadan dinleyen, sır saklama yükümlülüğü (etik gizlilik) olan ve size bilimsel yöntemlerle ayna tutan bir uzmana ihtiyaç duyduğunuz o an, terapiye başlama zamanıdır.

7. Sadece “Kendini Tanımak” İçin

Terapiye gitmek için illaki “hasta” olmak veya büyük bir kriz yaşamak gerekmez. Hayattan ne beklediğinizi bulmak, potansiyelinizi keşfetmek, özgüveninizi artırmak veya sadece kendinize haftada bir saatlik kaliteli bir zaman ayırmak için de terapiye başlanabilir. Buna “Kişisel Gelişim Odaklı Terapi” diyoruz. İstanbul’un koşturmacasında kendinize verebileceğiniz en lüks hediye, kendi iç sesinizi duymaktır.

Neden Beklememelisiniz?

Sorunları halı altına süpürmek, onların yok olmasını sağlamaz; aksine orada birikerek daha büyük bir tümseğe dönüşmelerine neden olur. Erken dönemde 5-10 seansta çözülebilecek bir kaygı problemi, kronikleştiğinde yıllar süren bir tedaviye ihtiyaç duyabilir.

Ayrıca, psikolojik yükler zamanla psikosomatik ağrılara (geçmeyen baş ağrıları, mide sorunları, fibromiyalji vb.) dönüşebilir. Ruhunuzun yükünü bedeniniz taşımak zorunda kalmadan harekete geçmelisiniz.

Sonuç: Doğru Zaman, “Şimdi”

Eğer bu satırları okuyorsanız ve içinizden bir ses “Acaba gitmeli miyim?” diyorsa, cevap büyük ihtimalle “Evet” tir. Çünkü sağlıklı bir zihin, bu soruyu sormaz.

Ben Beyoğlu Psikolog Esra Sayın. Beyoğlu’ndaki ofisimde, size “ne yapmanız gerektiğini” söylemek için değil, “neye ihtiyacınız olduğunu” bulmanızda size rehberlik etmek için buradayım.

Hayatınızın kontrolünü elinize almak için pazartesiyi, yeni yılı veya krizin bitmesini beklemeyin. İyileşme yolculuğu, randevu butonuna bastığınız o cesur anda başlar.

İstanbul Psikolog Esra Sayın

İstanbul Psikolog & Aile Danışmanı Esra Sayın

Uzman Psikolog Esra Sayın'dan online veya yüz yüze psikoterapi hizmeti alın.